"BİZİM ANADOLUMUZ, BİZİM KÜLTÜRÜMÜZ!", Mustafa SEÇİLMİŞ

BİZİM ANADOLUMUZ,
BİZİM KÜLTÜRÜMÜZ!
(*Bu metin, Türk dili ve edebiyatı 9. sınıf dersi
1. Tema yazma performans etkinlikleri kapsamında
Faruk Nafiz Çamlıbel'in "SANAT" şiiri yorumlanarak yazılmıştır.)
Son yıllarda kendi kültürümüzden, değerlerimizden, anlayışlarımızdan, Anadolu’da oluşan her şeyden ayrılmış gibiyiz. Düşünüyorum. Neden? Diğer kültürlerin gelenek görenekleri neden daha ilgi çekici? Niye gözümüz başka kültürlere, değerlere takılıyor?
Şimdi böyle açıklamak zor ama ben birkaç örnekle durumu izah edeyim: Artık herkes evine güzel bir hava, ortama hoşluk katmak istiyor. Bunu da genellikle çiçeklerle yapıyorlar. Gidiyorlar çiçekçiye ve dedikleri cümlelerden biri de şu:
—Aaa Hollanda lalesi olmazsa almam!
Ya böyle bir şey var mı? Daha birkaç gün önce yaşadım bunu. Arkadaş, sonuçta aynı lale değil mi? Aynı çiçek bizim Anadolu’da yetişmiyor mu? Kaldı ki lale de Hollanda’ya Osmanlı’dan gitti aslen.
Hadi bunu geçtim. İnsanlarımız artık sadece mozaiğe ilgi duyuyor ya! Bursa’daki güzelim yeşil çinilere bile dönüp bakmaz iken yalnızca mozaik… Nasıl olur? Bizim sülüs yazımıza da kimse bakmıyor bildiğin! Bir sülüs yazının, hattın, ebruların, çinilerin bizde uyandırdığı etkiyi bir mozaik nasıl verir? Anlamıyorum!
Neyse ki şöyle böyle zeybek, halay, ata barı gibi halk oyunlarımızı seviyoruz. En azından bu Türk kültürünü, her yıl belirli günlerde uyguluyoruz. Ne gerek var ki başka raksa? Şu zeybekteki, seğmendeki o sakin ve olgun bakışlara, asalete bak. Hiç kıyaslanır mı baleyle?
Bir gün de sanal medyada şunu gördüm: Yabancı bir şehirde yeni bir kadın heykeli gösteriliyor ve bizim milletimiz de bunu konuşup beğeniyor. Bu ne ya? Hangi yaşanmışlığı, hangi emeği simgeleyebilir ki bir heykel? Bizim milletimizin, köylümüzün çalışıp çabalamaktan kıvrılmayan belini, emeğini ise göz ardı ediyoruz. Bu kadar da olmaz ya!
Artık kendi kültürümüze dönmemiz lazım. Böyle olmaz! Şuna bak: Hep bir yabancı hayranlığı! Hep dış ülke! Hep başka kültür! Artık yeter! Sıkıldım! Eğer böyle devam edersek yeni nesil, maalesef kültürümüzü hiç tanıyamayacak ve ülkemiz de başka kültürlerin etkisi altında kalacak. Bu acı sonla karşı karşıya kalmamak için geç olmadan kendi değerlerimizin farkına varmalıyız.
SANAT (*)
Yalnız senin gezdiğin bahçede açmaz çiçek,
Bizim diyarımızda bin bir baharı saklar!
Kolumuzdan tutarak sen istersen bizi çek
İncinir düz caddede dağda gezen ayaklar
Sen kubbesinde ince bir mozaik arar da
Gezersin kırk asırlık mabedin içini
Bizi sarsar bir sülüs yazı görsek duvarda,
Bize heyecan verir bir parça yeşil çini
Sen raksına dalarken için titrer derinden
Çiçekli bir sahnede bir beyaz kelebeğin
Bizimde kalbimizi kımıldatır derinden
Toprağa diz vuruşu dağ gibi bir zeybeğin
Fırtınayı andıran orkestra sesleri
Bir ürperiş getirir senin sinirlerine,
Istırap çekenlerin acıklı nefesleri
Bizde geçer en yanık bir musiki yerine
Sen anlayan bir gözle süzersin uzun uzun
Yabancı bir şehirde bir kadın heykelini,
Biz duyarız en büyük zevkini ruhumuzun
Görünce bir köylünün kıvrılmayan belini...
Başka sanat bilmeyiz karşımızda dururken
Yazılmamış bir destan gibi Anadolu’muz
Arkadaş, biz bu yolda türküler tuttururken
Sana uğurlar olsun... ayrılıyor yolumuz
Faruk Nafiz Çamlıbel






Yorumlar