top of page

"Sevgili Dostum", Yiğit Yunus YORULMAZ

13 Eki
2 dakikada okunur

(*Bu metin, Türk dili ve edebiyatı 9. sınıf dersi

1. Tema yazma performans etkinlikleri kapsamında

Faruk Nafiz Çamlıbel'in "SANAT" şiiri yorumlanarak yazılmıştır.)


5 Ekim 2026,

Ankara/TÜRKİYE

Sevgili Dostum,

Görüşmeyeli uzun zaman oldu. En son görüştüğümüzde üniversitedeydik. Nereden baksan on ila on iki yıl olmuştur muhtemelen. Yıllar sonra sanat hakkındaki görüşlerin değişti mi aynı mı merak ettiğim için sana yazmak istedim.

Hatırlıyor musun? O zamanlar hep ülkemizin durumundan şikâyet eder, yabancı kültürlere özenir, orada bu varmış şurada şu varmış deyip dururdun. Sonra da ilk öğrenci değişim projesiyle gittin memleketten ve geri de dönmedin. Muhtemelen her gün gördüğün şeyler artık pek de ilgini çekmiyordur. Ama biz burada bir camiye ilk gittiğimizde ve ilginç bir çini gördüğümüzde hemen her seferinde heyecanlanıyoruz.

Ayrıca artık oraları da detaylı olarak bildiğin için söylüyorum, muhtemelen bizim kültürümüzün bazı yönlerden daha iyi olduğunu kabul etmişsindir. Örneğin danslar... Üniversitedeki dans gösterilerini hatırlıyor musun? Sen zeybeği hiç sevmezdin ama sonra biri Amerikan break dance yapınca hayranlıkla izlerdin. Halbuki o zeybek var ya o efelerin yere diz vuruşu var ya yeri göğü inletirdi ve millî duygularımız coşardı. Müzik mesela... Sen bizim türkülerimizi de hiç sevmezdin. Halbuki o türküler millî sazımız bağlama ile çalınınca ayrı bir güzel, bir orkestrayla birleşince de fırtına gibi olurdu. O duygu yoğunluğunu, hüznü, mutluluğu en iyi onlar hissettirirdi.

İtalya’da yaşadığını duydum, adresini de öğrenince hemen yazayım dedim. Orada sayısız heykel vardır muhtemelen. Zaten hep söylerdin heykelleri sevdiğini, uzun uzun baktığını, düşündüğünü. Haklısın, burada pek heykel yok ama bizim de capcanlı ve dimdik duran köylümüz, kahramanlarımız var.

Yani kısacası arkadaşım, benim fikirlerim üniversite dönemindeki gibi, aynı. Benim gibi düşünenler, biz, bizimkinden başka sanat bilmeyiz. Destan gibi tarihimiz, kültürümüz bize yeter de artar. Yollarımız ve fikirlerimiz o yıllarda ayrılmış olsa da belki bu mektup sanat hakkında tekrar düşünmeni sağlar.

Türkiye’ye geldiğinde bir gün bana gel de beraber Türk kahvesi içip yüz yüze konuşalım.

                                                  Hoşça kal.

Dostun Yiğit


SANAT (*)

Yalnız senin gezdiğin bahçede açmaz çiçek,

Bizim diyarımızda bin bir baharı saklar!

Kolumuzdan tutarak sen istersen bizi çek

İncinir düz caddede dağda gezen ayaklar

Sen kubbesinde ince bir mozaik arar da

Gezersin kırk asırlık mabedin içini

Bizi sarsar bir sülüs yazı görsek duvarda,

Bize heyecan verir bir parça yeşil çini

Sen raksına dalarken için titrer derinden

Çiçekli bir sahnede bir beyaz kelebeğin

Bizimde kalbimizi kımıldatır derinden

Toprağa diz vuruşu dağ gibi bir zeybeğin

Fırtınayı andıran orkestra sesleri

Bir ürperiş getirir senin sinirlerine,

Istırap çekenlerin acıklı nefesleri

Bizde geçer en yanık bir musiki yerine

Sen anlayan bir gözle süzersin uzun uzun

Yabancı bir şehirde bir kadın heykelini,

Biz duyarız en büyük zevkini ruhumuzun

Görünce bir köylünün kıvrılmayan belini...

Başka sanat bilmeyiz karşımızda dururken

Yazılmamış bir destan gibi Anadolu’muz

Arkadaş, biz bu yolda türküler tuttururken

Sana uğurlar olsun... ayrılıyor yolumuz

Faruk Nafiz Çamlıbel

Yorumlar


Sitemize Abone Olun

Gönderdiğiniz için teşekkür ederiz!

©2020, BREGEAL YAZIYOR tarafından Wix.com ile kurulmuştur.

bottom of page